Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler Meslek Lisesi Müdürü, İrfan ZAMAN
Yeni bir yılda yine birlikteyiz, 2007-2008 eğitim öğretim yılının hepimiz için bilimin ışığında, bilgiye ulaştığımız bir yıl olmasını diliyorum. Her başlangıç yeni bir umuttur. Okulumuza yeni başlayan öğrencilerin ve ailelerinin daha farklı bir heyecan içinde olduklarını biliyorum. Onlara hoşgeldiniz derken internette okuduğum İstanbul'da oturan Büşra isminde bir işitme engelli öğrencimizin annesine yazdığı ve beni çok etkileyen yazıdan aldığım alıntıyı sizlerle paylaşmak istedim : "ANNECİĞİM sesini hiç duymadım ama yüz ifadelerinden, dudaklarından seni seviyorum demeni hep anladım." Evet ne kadar güzel ifade etmiş. Sizler de bizim sesimizi duymuyorsunuz ama yüreğimize, yüz ifademize ve dudaklarımıza baktığınızda sizleri ne kadar çok sevdiğimizi anlayacaksınız.
En büyük engelin tembellik olduğu bilinciyle siz sevgili öğrencilerimin çalışarak, öğrenerek, çaba sarf ederek bütün engelleri aşacağınıza inancım sonsuzdur.
Sevgili veliler;
Göz bebeğimiz olan sevgili çocuklarımızı yetiştirmede, geliştirmede bizlerle işbirliği yapmanız çok önemli. Sizlerin de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da desteklerinizi bizden esirgemeyeceğinize inanıyorum. Okul-Aile-Öğrenci üçgeninde herkes üzerine düşen görevi yaparsa her anlamda başarı sağlamamız kaçınılmazdır. Engelli bireyi olan ve olmayan sevgili okurlarım sizlerle yaşanmış bir olayı paylaşarak yazımı sonlandırmak istiyorum ; “Vietnam’da savaştan sonra evine dönmekte olan bir asker için anlatılır;
San Fransisko'dan ailesini aradı Anne baba eve dönüyorum sizden bir şey rica ediyorum. "Yanımda bir arkadaşımı da getirmek istiyorum" dedi. "Ancak bilmeniz gereken bir şey var; Arkadaşım savaşta mayına bastı bir kolu ve bir bacağını kaybetti, gidecek hiç bir yeri yok. Onun da gelip bizimle kalmasını istiyorum". Babası bunu duyduğuna üzüldüğünü ancak ona kalacak bir yer bulabileceğini söyler. Oğlu "hayır anne baba onun bizimle yaşamasını istiyorum der". Babası "Oğlum onun gibi özürlü biri bize korkunç yük olur. Bizim kendi hayatımız var ve bunun gibi bir şeyin hayatımıza engel olmasına izin veremeyiz.Bence bu arkadaşını unutup eve dönmelisin; o kendi başının çaresine bakacaktır". Oğlu o anda telefonu kapatır ve ailesi ondan bir süre haber alamaz. Ama bir kaç gün sonra San Fransisco polisinden bir tel gelir; oğullarının yüksek bir binadan düşüp öldüğünü söylerler. Üzüntü dolu anne baba hemen San Fransiscoya uçarlar. Cesedi tespit etmek için morga girdiklerinde onu tanırlar ancak bilmedikleri bir şeyi daha görünce dehşete düşerler. Oğullarının sadece bir kolu ve bir bacağı vardır.
Evet okuduğumda birkaç gün etkisinden kurutulamadığım bu yazıyı siz velilerimle paylaşmak istedim. Hepimizin her an her şeyle karşılaşacağımızı düşünerek toplumda herkesle ve en önemlisi de kendimizle barışık yaşamak dileğiyle ...